|
Verimlilik Nedir?
Çağımızda açıklanması ve çözümü güç
görünen pek çok olayın kaynağında ekonomik sorunlar yatmaktadır.
Ekonomik kalkınma çabası, az gelişmiş ülkelerde yoksulluktan
kurtulma, gelişmiş ülkelerde ise güçlerini koruyarak geleceklerini
güven altına alma yönünde büyük önem kazanmıştır.
Çağdaş dünyanın ekonomik sorunlarını çözümleyecek anahtar
kavramlarından biri "verimlilik" tir. Gerçekten de verimlilik,
günümüzde kalkınmanın, kalkınmış ülke ya da toplum olmanın en şaşmaz
ölçütlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Aynı zamanda
verimlilik, kalkınmanın itici gücüdür. Ulusal ekonominin bir
sektöründeki verimlilik artışları, başka kesimleri de harekete
geçirici bir rol oynayabilmektedir. Artan verimlilik, akılcı ve
çağdaş bir yönetim altında kalkınmayı hızlandırmakta, gittikçe daha
ileri boyutlara ulaştırmaktadır. Yüksek verimlilik, geçici
güçlüklerle sarsılmayan üretme gücü demektir.
Verimliliğin artması, insanoğluna,
içinde yaşadığı doğayı ve toplumu kontrol etme, bu kontrolü günden
güne genişletme gücü vermektedir. Gelişmiş olmak da bundan başka
nedir ki?
İşte bu yüzden, verimlilik, bugüne
kadar alışılmış pek çok göstergeden daha anlamlı bir kalkınma
ölçüsüdür.
En genel anlatımıyla, üretim sürecine
sokulan çeşitli faktörlerle (girdiler) bu sürecin sonunda elde
edilen ürünler (çıktılar) arasındaki ilişkiyi ifade eden verimlilik,
savurganlıktan uzak, kaynakları en iyi biçimde değerlendirerek
üretmek demektir.
Bundan dolayı teknik anlamda
verimlilik, "üretilen mal ve hizmet miktarı ile bu mal ve hizmet
miktarının üretilmesinde kullanılan girdiler arasındaki oran" olarak
tanımlanır ve genellikle bu ölçü, çıktı/girdi olarak formüle edilir.
Ancak, ekonominin dışındaki alanların
da giderek daha çok incelemeye tabi tutulması ve ülkelerin
gündemlerinin ön sıralarında yer alır hale gelmesi sonucu,
verimlilik tanımında da değişiklik gözlenmeye başlanmıştır.
Verimlilik denince artık, elde edilen ürün ve hizmetin kalitesini
yükseltme, çevreyi ve doğal yapıyı koruma, çalışanlara en iyi yaşam
ve çalışma koşullarını sağlama ve bu arada birim girdi başına üretim
miktarını artırma çabaları birlikte düşünülmektedir.
Verimlilik anlayışı, günümüzde insanın
refah ve mutluluğunu birbirine paralel olarak geliştiren, iş ve
teknolojiyi bir amaç değil araç olarak gören mertebeye ulaşmıştır.
Toplam verimlilik anlayışı içinde ise verimliliği, çeşitli üretim
ve çevre faktörleriyle teknolojik, ekonomik ve örgütsel yeteneklerin
bir bileşimi olarak tanımlamak mümkündür.
Verimlilik Neden Herkesi
İlgilendirir?
İster işçi ya da işveren olalım, ister
yönetici, isterse çiftçi, serbest meslek sahibi, öğretmen, öğrenci
ya da ev kadını, toplumdaki yerimiz ne olursa olsun, bu ülkenin
yurttaşları olarak verimlilik sorunu ile ilgilenmemiz gerekir.
Neden? Niye bu kadar önemlidir verimlilik? Neden herkesi
ilgilendirir?
-
İşçiler daha iyi çalışma
koşullarında, daha kısa çalışma süresinde daha çok ücret alır.
-
İşveren, yeni yatırım imkanları
yaratacak kaynak sağlar.
-
Üretici, daha ucuz maliyetle daha
yüksek kazanç elde eder.
-
Tüketici, daha ucuz ve bol mal
bulma imkanına kavuşur.
-
Ülke, sağlıklı bir ekonomik büyüme
ile hızla kalkınır.
-
Ve sonunda toplum daha yüksek refah
düzeyine ulaşır.
Böylece verimlilik artışları ile elde edilen kazançtan herkes
yararlanmış olur.
Verimlilik Nasıl Artırılabilir?
Ürünlerin tasarımı ve bileşimi her
zaman aynı kalmaz, sık sık gözden geçirilir ve birtakım
değişiklikler yapılır. Eğer bu değişiklikler imalatı kolaylaştırıcı,
maliyeti düşürücü, üretim akışını hızlandırıcı nitelikte ise
verimlilik artar. Aynı ürünü daha kısa sürede, daha az girdi
kullanarak, daha ucuz üretmeye başlarız.
Çağımız, bilimsel ve teknolojik
gelişmeler çağıdır. Bu gelişmeler, üretim sürecinde ve üretim
tekniklerinde yeniliklere yol açmaktadır. Bunlar da verimliliği
doğrudan etkileyen faktörlerdir. Bilimsel ve teknolojik gelişmelere
ayak uydurabildiğimiz sürece, verimlilik artışında geri kalmaktan
kurtulabiliriz.
Öte yandan, üretim sürecinin kapsamında yapılacak bazı
değişikliklerle de verimliliği artırmak mümkündür. Sözgelimi,
hammadde yerine sadece yarı/mamul alıp işleyen bir kuruluş, çoğu kez
maliyeti ve riski fazla ünitelerini devreden çıkaracağından,
verimliliğini de artırmış olur.
Verimliliği artırmanın başlıca
yollarından biri de, örgütlenme ve yönetimde gelişmeler sağlamaktır.
Amaçların ve bu amaçlara ulaşmada kullanılacak araçların
belirlenmesinde, yerleşme planında, malzeme taşınmasında, üretim
planlamasında, aktif ve pasif varlıkların yönetilmesinde, nihayet
insan yönetiminde başarı gösteren bir kuruluş, verimlilik düzeyini
hızla yükseltir.
Üretimde kullanılan makine ve
tezgahların oluşturduğu sabit sermaye kapasitesi ile işgücünü, kısa
dönemde çok önemli düzeyde artırıp azaltamayız. Bu yüzden bunların
tam kullanımı, verimliliği olumlu yönde etkiler. Kapasitenin uzun
süre önemli ölçüde düşük kullanıldığı bir ortamda yüksek
verimlilikten söz edilemez. Buna bağlı olarak ithalat güçlükleri,
enerji sıkıntısı, işçi-işveren uyuşmazlıkları, sonuçta verimlilik
üzerinde olumsuz etkiler yaratır.
Verimlilik ile kalite arasında da çok yakın bir ilişki vardır.
Üretim sürecinin çeşitli aşamalarında kullanılan girdilerin
kalitesizliği, üretimde yavaşlamalara, duraklamalara, önceden
belirlenmiş standartlardan sapmalara yol açarak verimliliği olumsuz
yönde etkiler. Kaliteli girdi, yüksek verimlilik ve kaliteli nihai
ürün için vazgeçilmez bir önem taşır.
Aynı şekilde, üretimde kullanılan
girdilerin en önemlisi olan insan gücünün kalitesi de verimliliği
doğrudan etkileyen bir faktördür. İyi eğitilmiş, yeterli beslenen,
iş kazalarından ve meslek hastalıklarından gereği gibi korunan,
çeşitli sorunlarını çözebilen işgücü, yüksek verimliliğin en şaşmaz
güvencesidir. Bu alanlarda devletçe ve toplumun bütün organlarınca
yapılabilecek her türlü geliştirici düzenleme, ülke ekonomisinin
verimliliğini artıracaktır.
Verimliliği Artırmak Kimlerin
Görevidir?
Verimliliğin artırılması fabrikada,
büroda ve tarlada işveren ve işçi olarak çalışan herkesin katkısını
gerektirir. Verimliliğin artırılması için hükümet, meslek ve
araştırma kuruluşları, sendikalar ve işveren teşekkülleri arasında
sıkı bir işbirliği zorunludur.
Hükümet politikaları, verimliliği
artırma amaçlarını destekleyici yönde olmalıdır. Bunun en iyi yolu
ise tam çalışmayı sağlayacak bir ekonomik ortam yaratılmasından ve
elde edilecek yararların işveren ile işçi arasında adil biçimde
paylaştırılmasını sağlamaktan geçer.
Verimliliği artırma konusunda hükümetin
bir görevi de yeterli bir ulaştırma düzeni, sosyal hizmetler, eğitim
ve öğrenim imkanları sağlamak, araştırma ve geliştirme birimleri
kurmak, toplumun verimliliğini artırma gereğini benimsemesine yol
açacak politikalar üretmektir. Gerek işletme düzeyinde, gerek ulusal
düzeyde iyi bir işçi-işveren ilişkileri düzeninin sağlanmasının
önemi büyüktür.
Verimliliği artırma, savurganlığı önleme alanında hükümetin,
yöneticilerin ve sendikaların sorumlulukları birbirleri ile iç içe
girmiş durumdadır. Bu yüzden hiç biri, ötekinin desteği olmadan
ileri adımlar atamaz. |