|
Açılış konuşmalarından sonra panelin yönetmeni olan Milli Prodüktivite
Merkezi Teknik Müşaviri Dr. Mustafa Kemal AKGÜL söz alarak, doğaltaş
panellerinin burada yapılan ile dördüncüsü olduğunu, ilk üçünün Güney
Doğu Anadolu Bölgesi adı ile Diyarbakır’da, ikincisinin Marmara Bölgesi
adı ile Bilecik’te, üçüncüsünün ise Doğu Anadolu Bölgesi adı ile
Elazığ’da yapıldığını belirtti. Dr. AKGÜL, doğaltaş ve mermer sanayi
sektörünün bugünkü geldiği ekonomik düzey ve Türkiye’deki doğaltaş
rezervinin ve ticaretinin Dünya’daki yeri konusunda özet bilgiler verdi.
Buna göre; Dünya doğaltaş, mermer rezervinin yaklaşık %30 luk bölümünün
Türkiye’de bulunduğu, Doğal Taş Madenciliğinin Geleceği
Projeksiyonların, 2003 yılında yaklaşık 75 milyon ton olan dünya doğal
taş üretiminin, 2010 yılında 116 milyon tona, 2025 yılında ise 320
milyon tona çıkacağını gösterdiği söylenmiştir. Benzer şekilde; Doğal
taş tüketimindeki artış hızı aynen devam ederse, 2002 yılında yaklaşık
736 milyon m2 olan dünya doğal taş tüketiminin, 2010 yılında 1.2 milyar
m2 ye, 2025 yılında ise 3.4 milyar m2 ye çıkacağı tahmin edildiği
vurguladı. Dr. AKGÜL başlangıç konuşmasında son olarak sektörün ortak
sorunlarına değindi. Dr. AKGÜL bu sorunları Mevzuat (Kanun ve
Yönetmelikler), Teşvikler, Pazarlama, Rekabet Gücü, Teknoloji Düzeyi,
Nitelikli İşgücü, Hammadde Maliyeti, Standart eksikliği, İşletme
Yönetimi, Sermaye ve Finansman olarak belirtti. |
 |
|
Panelde ilk konuşmacı olarak söz alan Tokat Ticaret ve Sanayi Odası
Başkanı Orhan SARITAŞLI; Önemli bir kısmı Tokat il sınırları içinde
olmak üzere, Yeşilırmak havzasında 1 milyar 200 milyon m3 civarında bir
mermer rezervi bulunduğunu ifade etti. Sarıtaşlı, bu rezerv miktarının
Türkiye mermer rezervinin yaklaşık 1/5 ine karşılık geldiğini, Tokat
bölgesinin mermer ve doğaltaş yatakları ile Afyon, Denizli ve
Bilecik’ten sonra Türkiye’nin dördüncü rezervine sahip il olduğunu
vurguladı. Sarıtaşlı, Tokat bölgesinde özellikle Altıntaş, Keşlik
yörelerinde zengin traverten, Ayranpınar, Çatalkaya ve Kayaören de
mermer yatakları bulunduğunu özellikle Zile Kervansaray’da bej traverten
sahasının oldukça önemli bir saha olduğunu belirtti. Orhan SARITAŞLI,
Tokat’ta halen 35 adet mermer işleme fabrikası ve işletmesi, 17 adet de
aktif olarak çalıştırılan doğaltaş, mermer ocağı bulunduğunu belirterek;
2007 yılında Tokat kaynaklı olarak dolaylı ve direkt mermer ve doğaltaş
ihracatının 3 milyon ABD dolarına ulaştığını söyledi. İhracatın ise
Almanya, Kanada, İtalya ve Yeni Zelanda gibi birçok ülkeye yapıldığını
vurguladı. Sarıtaşlı konuşmasının devamında; Tokat’ta önceki yıllardan
beri mermer işleme konusunda çalışan küçük işletmeler bulunduğunu, ancak
Tokat’ta doğaltaş ve mermer sanayisinin öneminin son yıllarda daha çok
önemsendiğini, Türkiye’nin 1/5 i büyüklüğünde mermer rezervine sahip
olan bir il olarak üretimin bu oranları yansıtmadığını belirtti.
Sarıtaşlı Tokat’ta mermer ve doğaltaş yatırımlarının geliştirilmesi
amacıyla Tokat Ticaret ve Sanayi Odası olarak bu konuyu önemsediklerini
ve Tokat’lı yatırımcılara önderlik ederek müteşebbis iş adamları ile
Bilecik’te kurulu bulunan bazı mermer sanayi tesislerinde incelemelerde
bulunduklarını ve bu gezinin olumlu etkilerinin olduğunu söyledi.
Panelde ikinci konuşmacı olarak yer alan Turhal Mermer San. Ve Tic. Ltd.
Şti. sahibi Osman ATILGAN mermer sanayinde eli taşın altında birisi
olarak elde yer aldığını belirterek, Tokat mermer sanayicilerinin
sorunlarının bir kısmının Türkiye’deki diğer mermer sanayicileri ile
aynı olduğu ifade etti. Atılgan, ortak sorunların; yeni teknolojilere
kredi maliyetlerinin yüksek olması neden ile yatırım yapamadıklarını,
yeni teknoloji kullanılmayınca da beklenen kaliteye ulaşmanın hem zor
hem maliyetli olduğunu, diğer yandan ocak işletmelerinde yol, su, enerji
gibi alt yapı yetersizlikleri bulunduğunu bunun da doğrudan ocakların
verimli işletilmesinin önünde ciddi bir engel olduğunu vurguladı.
Atılgan konuşmasının devamında, mermerin petrolden daha kıymetli
olduğunu, 1 m3 mermerin 1 ton ham petrolden daha kıymetli olduğunu
vurgulayarak, mermer işletmeciliğinde kalitenin yükselmesinde yeni
teknolojilerin kullanılmasının yanı sıra gerek fabrikalarda gerekse ocak
işletilmesinde kalifiye eleman varlığının çok önemli olduğunu bunu
bulmakta güçlük çektiklerini belirtti.
Panelde Tokat Mermerciler Derneği adına üçüncü konuşmacı olarak yer alan
Bilkaylar Mermer Sanayi sahibi Yavuz BİLKAY konuşmasında; dernek olarak
yeni kurulduklarını, mermer sanayinin Tokat’ta gelişimi konusunda sivil
toplum kuruluşlarının girişimlerinin etkili olacağına inandıkları için
Tokat Valisi Sayın Recai AKYEL’in destekleri ile derneği kurduklarını
belirtti. Bilkay, konuşmasının devamında; Dernek olarak çabalarının
Türkiye’nin önemli bir doğaltaş ve mermer rezervine sahip Tokat’ın
üretim kapasitesini artırmada da Türkiye’de önemli bir yere gelmesini
arzuladıklarını belirterek şunları söyledi. “Sayın Dr. Rüştü BOZKURT
Hocamızın dediği gibi doğaltaş sadece taş değil bir nimettir. Doğaltaş
üretiminin sorunları vardır ancak bunları elbirliği ile çözeceğiz, bu
sorunları biraz önceki konuşmacılar belirmişlerdir. Bizim en çok
üzerinde durduğumuz bir konu da doğaltaşın üretildiği yerde
işlenmesidir. Biz de Tokat’da bunun yapılmasını istiyor ve bu yönde çaba
gösteriyoruz. Bununla birlikte mermer üretiminde kalitenin artırılmasını
oldukça önemli ve öncelikli buluyoruz” dedi.
Panelde Türkiye Doğaltaş, Mermer ve Makineleri Üreticileri Birliği (TÜMMER)
adına katılarak söz alan TÜMMER Yönetim Kurulu Üyesi Haşim ACAR;
konuşmasın da özeklikle doğaltaş ve mermer işleme sanayinin verimliliği
üzerinde durdu. Haşim ACAR konuşmasında doğaltaş işlemedeki teknolojik
uygulamalarda yapılan yanlışlıkları vurgulayarak, doğaltaş işlemede
verimliliği ve kaliteyi artıran 34 uygulama yöntemini tek tek açıkladı.
ACAR, bu teknik yöntemlerin uygulanmasında kendilerine başvuran bütün
işletmecilere yol gösterebileceklerini de belirtti. ACAR, taş işlemede
verimliliği artıran teknik uygulamalardan en önemli olarak, düzgün
formda olmayan çatlakları bulunan doğal taşların uygun epoksileme
yöntemleri ile ekonomiye kazandırılacağını, ebatlanmış taşların renk
kodlarına göre ayrılmasında ise yeni teknoloji ürünü olan renk
tarayıcılardan (scanner) yararlanılabileceğini vurguladı. Haşim ACAR,
konuşmasında sektörlerinde öncelikli buldukları sorunları şöyle özetledi
“Doğaltaş üretiminde kes sat dönemi bitmiştir. Bizler sektörümüzün
gelişmesi ve daha yüksek katma değerlere ulaşabilmemiz için mimarlar ile
işbirliği yaparak ortak projelerde yer alabilmeliyiz. Bunun yanı sıra
doğru ocak planlaması yaparak taşın üretim verimliğini artırmalı enerji
maliyetlerini düşürmeliyiz. Taş bloklarını; üretimini hedeflediğimiz
küçük ebatların katları biçiminde ocaktan çıkartmalıyız ki, işleme
sırasında en az fire oranına ulaşabilelim”. ACAR konuşmasını doğal taş
sanayinin ocak işletmesinde özellikle altyapı yetersizliğine vurgu
yaparak; ulaşımda demiryolunun teşvik edilmesi gerektiğini, karayolu
taşımacılığı mevzuatındaki dingil başına yük ölçüsü yerine, İtalya ve
başka ülkelerde kullanılan cm2 başına basınç ölçüsüne geçmenin daha
yararlı olacağını söyledi. Acar, pazarlamada sektördeki firmaların iç
pazarı ihmal etmemeleri gerektiğini, bunun için ise bilgi
teknolojilerini kullanan personelle çalışarak ‘müşteri ilişkileri
yönetimi’ (CRM) programları ile çalışılması gerektiğini ifade etti.
Panelde beşinci konuşmacı olarak Dr. Rüştü BOZKURT yer aldı. Dünya
Gazetesi Baş Yazarı olan Dr. BOZKURT konuşmasında özellikle doğaltaşı
sadece bir taş olarak değil bir nimet olarak gördüğünü belirterek
şunları söyledi. “ Bir tarihte Japonya’da sanayi tesislerini ziyaret
ettiğimde bir kağıt fabrikasına gitmiştim. Ora da bir Japon çalışan yere
düşmüş olan bir kağıt parçasını alarak öpüp başına koydu ve ardından da
bir kenara düzgünce koydu, ben de bunu bizdeki ekmeğe saygı tarzında bir
davranış olarak düşündüm. Bu olayın benzerini daha sonra gittiğim bir
metal işleme tesisinde bir demir parçasını öpüp kenara koyan Japon
işçide de görünce merak edip sordum; neden böyle yapıyorsunuz? Diye.
Aldığım cevap tam da düşündüğüm gibiydi. Japon işçi demir parçasını bana
göstererek dedi ki “motta gray” yani “bu bir nimettir” işte ben de
Japonlar gibi diyorum ki mermer bir taş değil bir nimettir. Ona nimete
gösterdiğimiz özeni gösterirsek karşılığını tam olarak almış oluruz.”
Dr. Bozkurt konuşmasının devamında; Bir iş insanların hayatını
kolaylaştırıyorsa o iş yararlı bir iştir. Doğaltaş üretimi de birçok
üretim çeşidinde olduğu gibi akılcı verimli kullanılarak gelişebilir
insanlara zenginlik katar dedi. Dr. Bozkurt konuşmasında Hollanda
sendromundan bahsederek şunları söyledi “ Bir ülkede kaynak çoksa orada
ekonomik çarçur oluşmaya başlar. Hollanda kendi petrol üretme
kaynaklarını elde ettikten sonra ekonomisinde verimlilik azalmıştır.
İşte buna iktisatçılar Hollanda sendromu demektedirler. Bizler de
doğaltaş ve mermer kaynaklarımızın bolluğunu bilerek asla bu kaynakları
verimsiz kullanmamalıyız. Eskiden doğaltaş ocaklarından blok elde etmek
için dinamit kullanılıyordu ve ocaktan ancak yüzde on oranında blok
alınabiliyordu. Şimdi kullanılan yöntemlerde ise ise ocak verimliği çok
daha fazla artmıştır.” Dr. BOZKURT konuşmasının devamında doğaltaş
ihracatının Türkiye’nin toplam maden ihracatının neredeyse yarısına
ulaştığını; rakamların çabuk değişebildiğinden dolayı çok fazla
rakamlara dayalı olarak konuşmak istemediğini ancak, Türkiye’de çok
sıkça gündeme gelen boraks ihracatının ancak 380-400 milyon ABD
dolarları seviyesinde olduğunu halbuki doğaltaş ve mermer üretiminin ve
ihracatının desteklenmesi ile çok daha fazla miktarda doğaltaşın ihraç
edilebileceğini vurgulayarak şunları söyledi: “Japonya’da bir mermer
üreticisi ocak işletmeciliği veya pazarlama sorunları ile uğraşmaz.
Gelişmiş ülkelerde ocak işletmeciliği ayrı bir ihtisas işidir ve bunları
yapan firma sayısı onlarla ifade edilecek sayıdadır, bizde olduğu gibi
binlerce ocak işletmecisi yoktur. Türkiye’de ocak işletmeciliği konusu
da bir ihtisas konusu olmalıdır ve bu yönde mevzuatlarda geliştirmeler
yapılmalıdır. Eğer bu yapılabilirse bu gün itibarı ile 1500 den daha
fazla olan ocak işletmecisi sayısı belki de 300 e düşecektir, bu ise
önemli bir kalite iyileşmesini de beraberinde getirebilecektir. Diğer
yandan doğaltaş sektöründe yeterince örgütlenme yoktur, bu sektördeki
firmalar özellikle dış dünyaya açılma yönüyle örgütlenmelidir. Bakın
Amerika Birleşik Devletlerinde İtalyan mermercileri örgütlenmişlerdir ve
bunun sonucunda Amerika’da projelendirilen birçok binada doğaltaş ve
mermer kullanma oranlarını daha mimarlar projeyi çizerken İtalyan mermer
sektörü temsilcilerini kollayan kişiler belirleyebilmektedir.”
Panelde bilimsel alandaki Üniversite’nin
görüşlerini, Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Müh.
Bölümünden Doç. Dr. Gültekin KAVUŞAN katılımcılara aktardı. Dr. KAVUŞAN
konuşmasında özellikle doğaltaş ve mermerin jeolojik oluşumu ve mineral
yapısını kısaca özetleyerek; mermer üretiminin ocak işletmeciliğinden
fabrikada işlenmesine değin uygulanan işlemleri açıklayarak Verimli bir
doğaltaş üretiminde ve kullanımında karşılaşılan sorunlar ve bunların en
uygun bilimsel yöntemler ile nasıl çözümlenebileceğini görsel malzemeler
kullanarak katılımcılara aktardı. Dr.KAVUŞAN doğaltaşın üretim
sonrasında uygulandığı yerlerde bile jeolojik sürecin devam etmekte
olduğunu, bu nedenle doğaltaşın işlenmesinde kullanılacak, kimyasal ve
fiziksel yöntemlerin önceden amaçlanan kullanım yeri ve biçimine göre
tespit edilmesi gerektiğini belirtti. Dr. Gültekin KAVUŞAN doğaltaş
üretimi için de uygun teknolojilerin kullanımının yanı sıra kalifiye iş
gücünün de önemli olduğunu, doğal taşın işlenmeye oldukça uygun bir
malzeme olduğunu yeter ki onun teknolojik ve bilimsel bilinçle ele
alınabilmesinin önemini vurguladı.
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü adına panele konuşmacı olarak
katılan Maden Mühendisi Akan GÜLMEZ konuşmasında, Dünya’da yeterince
maden üreten 132 ülke içinde yer alan ülkemizin maden üretiminde 28’inci
sırada, maden çeşitliliğinde de 10. Sırada olduğunu belirtti. GÜLMEZ
konuşmasının devamında; 1935 yılından bu yana fasılasız olarak ülkemiz
maden kaynaklarının bulunması, rezerv tespitinin ve kimyasal özellik
analizlerinin yapılmasını yürütmekte olan Maden Tetkik ve Arama Genel
Müdürlüğü’nün (MTA) Tokat’a yönelik çalışmalarını da yıllar önce
tamamladığını söyledi. GÜLMEZ konuşmasını şöyle sürdürdü; kimi
madenlerde bölgesel yeni kaynakların bulunması ile rezerv tahminlerinde
güncelleşmeler olabilmektedir. Bu durum doğaltaş ve mermer kaynakları
için de mümkündür. GÜLMEZ doğaltaş ve mermer sanayinin sorunlarını;
mermer işleme tesislerinin teknolojik yenilenmesi, üretimde markalaşma
ve CE işareti alınması olarak belirterek, MTA’nın sahip bulunduğu
laboratuar imkanlarının geliştirilerek çok yakın zamanda CE işareti
verebilecek düzeyde bir referans laboratuarı konumuna geleceğini
söyledi. GÜLMEZ konuşmasının sonunda; önceden olduğu gibi bugünde
MTA’nın bütün laboratuar imkanları ve bilgi birikimi ile doğaltaş
sanayicisinin ve girişimcisinin yanında olduğunu, doğaltaş
yatırımcısının taş analizleri ve CE işareti konusunda MTA’ya
başvurularını yapabileceklerini belirtti.
Panelin son konuşmacısı olarak Maden İşleri Genel Müdürlüğü Şube Müdürü
Eyüp YADIĞAR söz aldı. Eyüp Yadigar; 1985 yılında sadece 3 milyon ABD
doları olan doğaltaş ihracatının 2007 yılında bir milyar dolar
seviyesini aşmasının inanılmazın başarılması olarak değerlendirilmesi
gerektiğini, bu sonucun alınmasında ise özellikle son yıllarda maden
kanununda ve yönetmeliklerinde yapılan düzenlemelerin etkisinin büyük
olduğunu ifade etti. YADİGAR, Türkiye Maden mevzuatının Osmanlı
Devletinden bu yana var olduğunu, 1874 yılında çıkarılan arazi kanunu ve
ardından 1901 yılında çıkartılan maden kanunu ile ülkemiz maden mevzuatı
sürecinin başladığını, maden mevzuatında en son 2004 yılında
düzenlemeler yapıldığını bu sürecin, uygulamalarda aksaklılıklar
oluştukça aktif olarak sürebileceğini, Genel Müdürlük olarak maden
mevzuatındaki iyileştirme ve geliştirmelerde; girişimciyi en az
bürokrasi ile karşılaştırmak kamu çıkarlarını ise en üst seviyede,
güvenilir biçimde korumak ilkesi ile çalıştıklarını vurguladı. YADİGAR
konuşmasının devamında, 5177 sayılı kanunda değişikliklerin yapılması
ile yer kabuğundan çıkan petrol, doğalgaz ve su dışındaki bütün doğal
kaynakların maden olarak kabul edildiğini ve uygulamaya yönelik
mevzuatların da bu temele göre biçimlendirildiğini söyledi.
Panel konuşmacılarının değerlendirme konuşmalarından sonra salonda yer
alan Tokat Milletvekilleri Hüseyin GÜLSÜM ve Prof. Dr. Osman DEMİR söz
alarak panelde ele alınan değerlendirmelere ilişkin görüşlerini ifade
ederek katkıda bulundular.
GÜLSÜM konuşmasında bu panelin düzenlenmesinden dolayı ilgilileri
kutladığını kendisinin oldukça çok yararlandığını, doğaltaş ve mermer
ocağı işletmesinin oldukça meşakkatli bir iş olduğunu bu nedenle
Tokat’ta bu işle uğraşan sanayicilerin kendisine getirecekleri sorunları
ile elinden geldiğince ilgileneceğini belirtti. GÜLSÜM konuşmasının
devamında Tokat’ın sanayileşmesi için doğaltaş ve mermer sektörünün
önemli bir potansiyel olarak durduğunu, asıl olanın ise bu bölgede
üretilen mermerin yine bu bölgede işlenerek bölgeye önemli kazanımlar
sağlaması gerektiğini vurguladı.
Prof. Dr. Osman DEMİR ise konuşmasında; panele katılmaktan mutluluk
duyduğunu, bu panelin gerek bilimsel yönden gerekse sektörün
sorunlarının Tokat’ta ele alınması ile yeni açılımlar sağlayacağını
belirterek konuşmasında şu vurgulamaları yaptı. “Günümüzde iş gücü artık
maliyet unsurlarından da öte, niteliksiz ve nitelikli iş gücü olarak iki
bölümde değerlendirilmektedir. İş yapma biçimleri artık bilgi odaklı ve
katma değeri yüksek olmak durumundadır. Bilgi artık işin doğrudan
niteliğini artırmaktadır. Burada söz alan sektör temsilcisi
sanayicilerimizin ucuz kredi imkânlarından yararlanma isteklerini
oldukça yerinde bulmaktayız, ancak ucuz kredi imkânları ancak uluslar
arası ekonomik şartların belirlenmesi ile oluşabilmektedir. Çünkü insan
kaynağı ile para kaynakları kıt kaynaklardır, bu nedenle bazen bölgesel
ölçeklerde bu kaynakları elde etmek ucuz olmayabilir. Bu durumda
uluslararası imkânlara da bakmak, onların da değerlendirmesini yapmak
bir seçenek olarak düşünülmelidir.”
Panelin soru cevap ve tartışma bölümünde TÜMMER Genel Sekreteri Jeoloji
Müh. Yunus ÖĞÜN, Tokat Sanayi İl Müdür V. Halil İbrahim ÖZBAYAT ve
Afyon’dan panele katılan mermer sanayicisi Maden Müh. Uğur TEMİZEL söz
aldı.
Yunus ÖĞÜN panel değerlendirmesinde, panelin Tokat’ta düzenlenmesini
TÜMMER olarak çok yararlı bulduklarını ve desteklediklerini, bu panelin
önemli açılımlar sağlayacağına inandıklarını belirtti. Konuşmanın
devamında; TÜMMER’in sektörün önemli bir sivil toplum kuruluşu olarak
sektörün sorunlarını belirlemede, üyelerinin bilinçlendirilmesinde
birçok şey yaptığını, ancak bundan sonra sektörün sorunlarının
çözümlenmesinde hükümetin harekete geçmesini beklediklerini, bunun
yapılması durumunda doğaltaş ve mermer sektörünün inşaat, turizm ve
tekstil gibi ülkemizin lokomotif sektörlerinden birisi olacağını
vurguladı.
Halil İbrahim ÖZBAYAT ise konuşmasında Tokat ili ve havzasının bilinen
doğaltaş ve mermer rezervlerinin Türkiye rezervlerinin beşte birine
karşılık gelmesine rağmen MTA yayınlarında bundan bahsedilmediğini ya da
daha az olarak yer aldığını bunun düzeltilmesi gerektiğini ifade etti.
Uğur TEMİZEL ise konuşmasında; Fuara ve panele katılmak için Afyondan
geldiğini, bu panelin Tokat’ta düzenlenmesinden son derece etkilendiği,
burada görüldüğü gibi doğaltaş ve mermer sorunlarının artık geniş bir
kamuoyunda tartışabilindiğini belirtti. TEMİZEL konuşmasının devamında;
Yunus ÖĞÜN’ün değerlendirmelerine de katıldığını kendisinin de bir
sanayici olarak sorunları çözmede sona geldiklerini ivedi olarak
hükümetlerden sanayiciler olarak sektörel destekler beklediklerini
vurguladı.
Panelin kapanışı Dr. Mustafa Kemal AKGÜL’ün şu tespit ve değerlendirmesi
ile son buldu; “Görüldüğü gibi sektördeki verimlilik sorunları
bilinmekte bunların çözümünün çok zor olmadığı anlaşılmaktadır. Bizler
bir yandan sektörün sorunlarının üstesinden gelmesi için eğitim ve
danışmanlık desteklerimizi sürdürürken sektörde yer alan sivil toplum
kuruluşları da üst organları ile birlikte finansman desteği, altyapı
sorunlarının çözümü konusunda hem kamu idaresi yönüyle hem de uluslar
arası finans çevresindeki girişimlerine ara vermeden sürdürmelidir.
Sayın Dr. Rüştü BOZKURT’un da belirttiği gibi Türk doğaltaş sanayicisi
Amerika’da, Avrupa’da birçok kentte mimarlar ile işbirliği halinde
ürünlerinin uluslar arası inşaat projelerinde yer alması için çaba sarf
etmelidir, bunun yanı sıra bu sektördeki firmalarımızın da ürettikleri
doğaltaş ve mermerin markalaşması konusunda çaba sarf etmelidir. Kamu
yönetimi tarafında ise, özellikle kamu binalarının yapımında belirli
oranlarda doğaltaş ve mermer kullanımının projelendirilmesi, bu
ürünlerin ise mutlaka ülkemiz doğaltaş ve mermerleri kullanılarak, hatta
bulunduğu yörenin ürününün kullanılmasının sağlanması ile sektöre
oldukça anlamlı destekler sağlanmış olacaktır.” |
 |